05 -07 Ağustos 2004, Perşembe  -Cumartesi         

Kaş



Ana Sayfa

Antik Likya Birliği

Çıralı

Phaselis, Chimera (Yanartaş), Olympos, Adrasan

Demre, Üçağız Köyü

Kekova, Simena (Kaleköy)

Kaş

Kaş (Phellos, Antiphellos)- Kalkan-Patara

Letoon- Xanthos- Ölüdeniz

Çok dolaşmadan ve vakit kaybetmeden Kaş'ın merkezinde konuşlanmış Phalles Hotel'de bir oda tuttuk. Saat 11:00 gibi yaz günü için nisbeten erken bir vakitte geldiğimizden, güneşin ve denizin tadını çıkarabilecektik. Elimizdeki notlardan ve broşürlerden edindiğimiz bilgilere dayanarak, deniz keyfi için Büyükçakıl Plajı'nı seçtik.

Büyükçakıl Plajı, Yunanistan'ın Meis Ada'sı manzarasına sahip, Kaş'ın içinde ama merkezden 20 dakika yürüme mesafesinde,  avuç dolduran irilikte beyaz yuvarlak taşlarla kaplı bir plaj. Aynı taşlar suyun içinde de olduğundan denize kadar yürümek ve yüzmeye başlayana kadar denizdeki ilk adımlar biraz zor oluyor. Dağlardan inen buzzzz gibi suların ılık denize karıştığı , fazla büyük olmayan bir koy. Denizi de dalgalı. Koyun kara tarafını 4 tesis kapatmış. Bu tesisler şemsiye, şezlong ve otoparkı ücretsiz karşılıyor. Öğlen yemeği, atıştırma amaçlı yiyecekler ya da içeçeklerinizi de bu tesislerden tabii ki ücreti karşılığı temin edebiliyorsunuz. Bu tesislerden Memed'in Yeri'ni tavsiye ediyoruz. Arabanızı Memed'in Yeri'ne ait park gölgeliğine çekerseniz görevli zaten sizi karşılıyor ve şezlongunuzu gösterip şemsiyenizi açıyor. Onlara ait tuvaleti ve duşu kullanabiliyorsunuz. Yemekleri ve ilgisi diğer tesislere göre çok daha güzel. Bizi akşam gün batımında bu koyda balık yemeye de davet etmişlerdi ama biz Kaş'a ait diğer güzellikleri de görmek istediğimizden tercihimizi başka yerde kullandık.

Kaş'ın içinde tercih edilen bir plaj daha var, Küçükçakıl Plajı. Bu plaj da Kaş'ın tam merkezinde. Büyükçakıl'dan diğer bir farkı da doğal değil de platform plaj olması- ki her ne kadar taşlı olursa olsun, bu fark, bizim Büyükçakıl Plajını tercih etme sebebimiz olmuştur. Biz bu plajda yüzmedik ancak duyduğumuza göre Küçükçakıl Plajı'nda da denize dağ suyu karışması sebebi ile deniz suyunda serinlik oluyormuş.

Kaş, yokuşu bol bir belde. Begomvil, kauçuk ve kaynanadillerinin, sarmaşık gölgelerinin arasında bembeyaz ve ferforjeli evler çok yakışmış bu yokuşlara. Gündüzü bir güzel, gecesi başka güzel. Kaş'ın yokuşlarını inci gibi süslüyor ışıklar. Gündüz sokakları süsleyen yasemin çiçekleri gece de adeta Kaş'ın parfümü oluyor. Yanından geçerken ciğerlerimizi doldurmadan edemiyoruz.

Kaş yabancı turistin o kadar gözdesi olmuş ki buranın "yerli"si bile olmuşlar da Türkçe bile konuşuyorlar. Restoranda yanınıza oturan bir turist siparişini Türkçe verip sorularını düzgün bir Türkçe ile sorabiliyor. Burada mal-mülk edinen çok yabancı olmuş. Bazı turistik mağazaların , restoranların sahiplerinin de yabancı olduğunu gözlemledik.

Restoran demişken size 'şurada ya da burada yemenizi öneriyorum' demek istemiyorum. Neredeyse hepsi birbirinden güzel. Ancak fiyatları da birbiri ile yarışıyor. Özellikle Çıralı -Adrasan-Kekova istikametinden gelince fiyatlar aniden yabancı turist sayısı ile doğru orantılı arttı. Restoranların özenlisi de özensizi de hemen aynı fiyatları çektiğinden "gözünüze " de hitap eden, daha kalabalık, yabancıların ağırlıkta olduğu restoranları tercih etmenizi tavsiye ediyorum. Bir de meze veya salata seçecek iseniz önce gidip içeride bir görün;buzdolabından mı çıkıyor yoksa açıkta mı bekliyor. Eğer egzotik bir meze istiyorsanız aldığınız mezenin nasıl hazırlandığını da sorun bence. Ben en basitinden patlıcan salatası istedim. Krema gibi mayoneze bulanmış ve de ekşimiş bir meze geldi.Bozuk diyerek gönderdik tabii. Şık restoranlar hem göze hem damağa hitap ediyor. Ama aynı balık ızgarayı, bir-iki dilim domates, bir soğan dilimi, iki roka yaprağı ile süslenmiş olarak gerçek fiyatında yiyebilecekken böyle pahalı yemek de insanın zoruna gidiyor.

Tüm bunların dışında bir seçenek daha var elbette; otelinizde yarım pansiyon kalıp daha ekonomik bir tarife ile açık büfe ile doyabilirsiniz.

Tatilin başından beri yolda gördüğümüz kaynanadili bitkisinin olgunlaşmış meyveleri Bahadır'a anlattığım gibi en sonunda Kaş'ta satılıyordu. En son ilkokul çağlarımda yemiştim. Yine yemek istedim ama aç karnına canım çekmedi, tok karnına da yerim kalmadı.

Konaklama alternatifleri otel dışında tabii ki pansiyon. Yüzlerce pansiyon var.