27.10.2012, Cumartesi- Darling harbour- Manly Beach

Darling Harbour, Manly Plajı


Kardeşimin iş yerinden arkadaşı Jeff’in önerisi ile bugünkü planımızda Manly Plajı var. Önce her zaman yapacağımız gibi Otelden Parramatta merkeze otobüs ile, Parammatta’dan Central istasyonuna da tren ile gidiyoruz. Yürüyerek Darling Harbour bölgesine geçip kahvaltı mekanı bakınıyoruz. Yol üzerinde Market City adlı AVM’yi görünce içeriyi keşfetmek ve de kahvaltı yapılacak bir mekan bulmak üzere giriyoruz. Çin Mahallesi’nin yanıbaşında olmasına bağlıyorum, AVM tavanlarından şu kırmızı Çin balonları sarkıyor.  Gözümüze kestirdiğimiz en uygun yerin Gloria Jean’s Coffee olduğuna karar verip, Bahadır her zamanki gibi kroasanını alıyor, ben de ıspanaklı rulomu. Foodcourt’ta taze meyve suyu sıkan çekik gözlü bir amcadan da portakal suyu almıştık. Kahvaltımızı halledip bu standart formattaki AVM’den oyalanmadan çıkıyoruz. Çıkar çıkmaz farkediyoruz ki Paddy’s Market’in Haymarket  şubesi bu Market City’nin alt katıymış meğer.

Pazartesi ve Salı hariç her gün açık. ( Bir şube de Cuma,Cumartesi ve Pazar günleri açık olan şehrin daha dışında Flemington’da var). Hesapta olmasa da ön keşif için, rehber kitapların pek methini ettiği Paddy’s’i de geziyoruz. Ağırlıklı olarak Çinlilerin işlettiği tezgah/dükkanlarda genelde orjinalin kopyası ürünler satılıyor. Bazıları tamamen Çin kültürüne ait eşyalar satarken bazıları da hediyelik eşya satıyor. Kıyafetten taze sebze-meyveye kadar ne ararsanız var.

Sydney’in Paddy’s pazarları 1834’ten beri bu maksatla çalışmaktaymış; ancak Haymarket’taki yerine 1993’te gelmiş. Flemington şubesi ise 1976’da açılmış. Alışveriş için uğranabilir ama epeyce gezmeden bir şey almayın derim, zira zemin katta bir kaç giriş kapısı var ve bu kapıların önündeki tezgahlarda aynı ürünleri içerideki standlara göre daha pahalıya alırsınız.

Buradan ayrılıp hem tiyatro hem sinema salonu barındıran kocaman ama pek biçimsiz ve ruhsuz görünen Sydney Entertainment Center’ı aşıyoruz. Bölgenin ortasında hem çocuklara hem büyüklere nefes alacak boşluk ve hoşluk yaratan 5 hektar alan kaplayan Tumbalong Park ‘ın içinden geçiyoruz.

 

Parkın hemen yanında yükselen büyük plaza tipli bloğun altında şık restoran ve cafelerden birisi olarak bir başka Gylian Café görmek beni nedense mutlu ediyor:) Çin mahallesinin etekleri burada bir Çin Dostluk Bahçesi ile son buluyor. Girişi ücretli bu sakin kurtarılmış bölge bambu ağaçları ve dingin su birikintileri manzarası eşliğinde çay içmek için ideal bir yere benziyor. Sadece giriş 6 AUD, ama çay ve atıştırma dahil giriş ücreti paketleri de mevcut :) Bu küçük park bölgesinin Darling Harbour’a doğru uzandığı ve bittiği uçta IMAX’in gururla sunduğu  dünyanın en büyük ekranlı sinema salonu bulunuyor.

Dün gezdiğimiz Circular Quay  dolaylarını da çok sevmiştik ama Darling Harbour bölgesi çok gösterişli.

Circular Quay gibi büyücek bir U harfi şeklinde; bir ucundaki Deniz Müzesi önünden dolaşarak sadece yayalara açık olan Pyrmont Köprüsü’nden  U biçimli koyun diğer ucuna yürüyerek geçiyoruz. 1902 yılında yapılmış bu köprü dünyanın en eski elektrik gücü ile açılıp kapanan köprüsüymüş. Hava 20 derece, güneşli ancak rüzgar havayı olduğundan serin hale getiriyor.
Prymount Köprüsünün iki ucunu birbirine bağladığı dar bir U şeklindeki Cockle Bay (Koy)’u da gayet göze hitap eden nitelikte restoranlar ile çevrilmiş. Her keyfe hitap eden , rahat, sakin güvenli bir bölge. Köprüden koy manzarası ise müthiş! Bilhassa da gece ışıkları altında. Bir nevi gecenin saltanatında Galata Köprüsü üzerinden Karaköy’e ve Boğaz’a bir bakış atmak gibi...

Başladığımız noktaya, Deniz Müzesinin arkasına dolanıp buradaki iskeleden Circular Quay iskelesine giden feribota biniyoruz.  Circular Quay bir önceki gün bahsettiğim üzere, hatırlayacaksınız, 5 ayrı rota izleyen 5 ayrı feribot iskelesine ev sahipliği yapıyor. Buradan Sydney ahalisi için de Sydney’i ziyaret eden turistler için de pek popüler bir yazlık banliyö olan şehrin yarım saat kuzeyinde Manly Plajı’nı ziyaret edeceğiz.

Hava daha sıcak ve dingin olsa plaja deniz organizasyonu yapacağız ancak “ben ve okyanus”  eşlemesi için bu serin “ilkbahar” havasında okyanus suyunu düşünemiyorum.
Manly Plaj bölgesinde çarşı içinde turluyoruz. Şehirde gördüğümüz yeme içme kültürü tam gaz burada da devam ediyor. Buradaki çarşıda da belki gereğinden fazla restoran ve kafe var. Yayalara açık bu çarşı sokağının ortasında Pazar tezgahları kurulmuş, giysi, hediyelik eşyalar ve gereksiz ıvır zıvır satılıyor. 
Manly bir okyanus kenarı banliyö olduğundan haftasonuna denk gelmesinin verdiği bir kalabalıktan da olsa gerek plaj surf yapmak, surf yapmayı öğrenmek, güneşlenmek, çocuğu ile iyi vakit geçirmek isteyen insanlarla dolu. Bir kısım insan da basamaklarda oturup plajdakileri izliyor:)

 

Bisiklet kiralayıp geniş bir rotada keşifte bulunabilir, yaya olarak kordonda Avustralya’nın  özgün ve de doğasında özgürce dolaşan sarı ibikli papağanlarını  ( yellow-crested cacatoo) izleyerek gezebilirsiniz.


 

 

Bu turun ardından çarşı merkezinde Watervue adlı deniz ürünleri restoranında en , Avustralya’nın çok beğenilen balığı barramundi ve cips seçiyorum, Bahadır da klasik balık-patates kızartması.
Yemeğin ardından plaja iniyoruz. Bahadır dayanamayıp yine sokuyor ayakları okyanusa :) Uzun bir kordon yürüyüşü ardından yine okyanusa bakan bir tepede bir banka oturup yarım saat dinelniyoruz. Rüzgar burada daha etkili. Çarşının gezemediğimiz kısmına da bakıp bir marketten meyve alarak Circular Quay’e dönmek üzere feribot iskelesine gidiyoruz.

Sydney’i bir önceki gün ilk gezerken gördüğümden beri aklımdan çıkmayan Gylian Café’de, sol yanımda gün batımı, sağ yanımda Opera Binası,  passionfruit (çarkıfelek meyvesi; meğer passifloranın ana maddesiymiş:) ) ile yapılan enfes tatlımı ve Early Grey çayımı götürüyorum.Earl Grey’in earl grey gibi geldiği, sparişini bile “ çay  istiyorum” diye değil, “earl grey istiyorum” diyerek verebildiğiniz en doğru yerlerden biri Britanya geçmişi sebebi ile buralar olsa gerek :) Bir de ilk kardeşimde içtiğim, aynı zamanda Sydney’de kaldığımız Mercure Hotel parramatta’da da odalarda verilen Dilmah marka Ceylon çayı da nefis diye not düşelim.

Circular Quay ‘de yediğimiz tatlıyı sindireduralım, her Cumartesi akşamı Darling Harbour’da deniz ortasında havaifişek gösterisi yapıldığından, biz de saat 09:00’da başlayacak bu gösteriyi bekliyoruz. Bu akşam otele biraz geç gitmemiz gerekecek, ancak son tren Central’dan 20:30’da geçtiği için Circular Quay bölgesinde otele en yakın yerden geçecek otobüsün yer ve saatini öğreniyoruz. Bu otobüsün kalkacağı duraktan 443 no’lu otobüs de 5 dakika içinde havaifişek gösterisinin yapılacağı  Darling Harbour ‘a gideek. 25 dakikalık bir yolculuk olacak. Saat henüz 19.00. Akşam yemeği için bol vakit var.  Harborside AVM’sine göz atıyoruz. Sağlıklı bir fastfood’cudan salata gibi kayda değmeyen bir şeyler alıyoruz.

Gösterinin yapılmasına yakın bir zaman kala çıkıp Prymont Köprüsünden bu güzel gece vakti geçerek kah şehrin güzelliğini izliyoruz, kah fişek gösterisini izleyebileceğimiz ideal yeri tespite çalışıyoruz.  U şeklindeki koyun iki ucunun birleştiği orta noktada bir yer edinip 5 dakika süren bu hareketli müziğe uyum sağlattırılan fişekli enfes şovu izleyip alkış patlattıktan sonra koşa koşa son treni yakalıyoruz ancak istasyondan otele giden son otobüs çoktan kalktığı için otele 20 dakika yürüyoruz.