23.10.2012, Salı- Beenleigh- Runaway Bay

Beenleigh- Runaway Bay 


Sabah erken kalkıp kahvaltı yaptıktan sonra Beenleigh’de kardeşimin çalıştığı şirketin ana merkezine ardından kardeşimin Ormeau’daki ofisine gideceğiz, küçük bir işi teslim almak üzere Jeff ile görüşecek.

Merkezde çok sıcak karşılanıyoruz. Zaten biliyorlarmış geleceğimizi:) Patronlardan birisi Neil karşılıyor. Tüm ekip ile de tanışıyoruz. Bir tek diğer patron Jack’i göremedik. Hediyelerimizi ve lokumumuzu bırakıp Ormeau ofise gidiyoruz. Kısa bir iş diyerek bitirmeyi düşünüyor ancak izinde olduğunu hatırlayıp orijinal plana dönerek Harbourtown’daki büyük, açıkhava alışveriş merkezine gidiyoruz. Bir outlet burası; tanıdık markalar da var, bilmediklerimiz de. Outlet olmakla birlikte daha önce de değindiğim üzere fiyatlar bizim standartlarımıza göre hayli yüksek. 1 Avustralya dolarının yaklaşık 2 TL olduğunu hatırlatarak bizim beyler 90 AUD’luk bir ürünün 180 Tl olarak değil 90 TL gibi algılanmasının yerel standartlara ve alım gücüne göre daha doğru olacağını belirtiyorlar.

Hava daha sabahtan karışıktı. Bir önceki gün 32 derece iken gece boyu süren rüzgar sebebi ile epey serinledi.  Bir hırka yahut eşofman üstü istiyor. Gün boyu da estiği gibi yağmur da atıyor. Kardeşimin ufacık alışverişi ardından henüz kardeşimin de keşfetmemiş olduğu Runaway Bay’e gidiyoruz. Ephraim Island (Efraim Adası) diye bir tabela görünce hepimiz merakımıza yeniliyor ve o yöne sapıyoruz. Alçak ve modern bir köprüden geçiyoruz. Adeta bir serap gibi, palmiyeler altında son derece lüks, kocaman camlı villalardan oluşan, okyanus üstü, izole bir sitenin kapısına varıyoruz. Arabadan inmeden önünde durup bir “vay!” ve fotoğraf çektikten sonra Runaway Bay’e geri dönüyoruz.

Café, büfe gibi dükkanların önüne park edip okyanusun ve Ephraim Adası’ndaki evleri uzaktan görmek istiyoruz. Bu bölge de oldukça nezih, güzel binaların olduğu bir bölge.Bu café’lerden birinden bir kahve alıyor Çağlar, sonra bölgenin Paradise Point adlı iskelesine doğru gidiyoruz, ancak şiddetli rüzgardan durulmuyor. İncecik kumsala yapılmış bu küçücük iskele. Muhafazalaı bir gölet kısmında pelikanlar var. Minik martılar arsız mı arsız. Yanıbaşımızdaki parktaki banklarda oturan kimleri görseler kabile halinde saldırıyorlar.

Fazla duramıyoruz. Harbourtown Mall bölgesine geri gidiyoruz. Saat 16:30 itibariyle işten çıkan personelin bölgeden ayrılışları kısa sürüyor. Buradan, Gold Coast üzerinde bir balıkçı kasabası olan Spit’e geçiyoruz. Dinazor parkı ile başlayan bu bölgede sabah erken gelindiğinde teknelerden balık ve kasalarla karides alınabiliyormuş. Aralarda pişirip veren balıkçılar da varmış. Tıpkı Şile misali :) Spit’in uç noktasına dek gidiyoruz. Güneşin iyice batmaya başladığı bu saatlerde rüzgar kendini iyice hissttiriyor. Bu noktada Nuri’yi arıyor kardeşim.  Nuri,  2 yıl önce, uzaktan yaptırdığım özel bir pasta ile kardeşim için planladığım sürpriz bir doğumgünü organizasyonunda suç ortağı olmayı kabul eden arkadaşı kardeşimin :) 20 dakika sonra onun evindeyiz. Böylece tanışmış oluyoruz.  Saat 1830 gibi ayrılıyoruz.

Akşam, evde bütün kuzu pirzola, pilav, Çin usulü çorba, çin usulü tavuk var. TV ‘de The Big Bang ve Two and a Half men izleyerek yemeğimizi yiyoruz.