31.10.2012, Çarşamba- Parklar ve Bahçeler

Parklar ve Bahçeler


Dün gece takıldığım “World is Big but Salvation is Lurking Around the Corner” adlı Bulgar –Alman yapımı filme takıldığımdan sabah geç kalkıyoruz. Saat 10:00 civarı otelden çıktık. Kahvaltı niyetine Parramatta istasyonundaki Gloria Jean’s ‘de bir şeyler atıştırdıktan sonra Harbourbridge köprüsü üstünden trenle geçerek Winston Point’te iniyor, köprüyü gerisin geri yürüyerek geçiyor, The Rocks’tan Circular Quay bölgesine inerek Royal Botanic Garden’s ile park ve bahçeler turuna başlıyoruz. :)

 

Circular Quay ‘den bakıldığında, Opera Binası’nın hemen arkasından yükselen yeşil geniş alan Royal Botanic Gardens (Kraliyet Botanik Bahçeleri)nin  tepesidir. Bu tepeden Opera Binasına bakmak neredeyse operanın sırtına çıkmak hissi veriyor, o kadar yakın. Meydanda nasiplendiğimiz tanıtım amaçlı dağıtılmakta olan kahvaltılık yoğurtları parkın bu noktasında ara öğün yapıyoruz. Parkın içinde olmakla birlikte sahildeki yürüyüş parkurundan devam ediyoruz. Gezintimiz 11:00’den sonraya denk geldi. Parkın, şehrin iş merkezine yakın olmasından sebep, pek çok insan gerek iş kıyafetleri içerisinde gerekse spor kıyafetleri içinde yürüyor ya da koşuyor.

Sarı ibikli beyaz kakadu papağanları bu parkta da dolaşıyor. Denize kafamızı uzattığımızda tüm kayaların midye kaynadığını görüyoruz. Bunu Bondi plajında da görmüştük.Üstelik, “ellemeyin” diye tabela konulduğunu da. Kimse de dokunmuyor.

Yürüdükçe parkın doğuya bakan yüzüne  vardık.  Ve işte oradaydı, Mrs Macquarie'nin Koltuğu (Mrs Macquarie's Chair). Bayan Macquarie 1810-1821 arasında Sydney’in ait olduğu new South Wales eyaletinin genel valisi  olan Lachlan Macquarie’nin eşi. Bu bölgede oturup manzarayı izlemeyi sevdiği için ona özel olarak kumtaşı kaya kazılarak yapılmış.Arkasında Botanik bahçeleri, doğusunda Opera Binası ve Harbour Köprüsü muhteşem bir yerde.   Bulunduğu, bu yarımadanın burnuna da Macquarie Point (Macquarie Noktası ) deniliyor.

Burada biraz fotoğraf molası verdikten sonra Botanik Bahçeleri’nin içinden yürüyüp özgün ağaçlar ve kuşları gözlemleyerek Hyde Park’a ulaşıyoruz. Bir çift gelin-damat parkta fotoğraf çektirmekte. Bir grup öğrenci Aziz Mary Katedrali’ne nazır çimlere uzanmışlar, sohbet halindeler.

 

 

 

Bu kez Hyde Park’ın güney ucuna yürüyoruz. Hem dikkat çekecek boyutta hem de sade inşa edilmiş ANZAC Anıtı’na gidiyoruz. Kuzeye bakan cephesinde  bir dingin havuz var: “'Pool of Remembrance” . ANZAC askerlerinin Gelibolu’muza İngiltere kuvvetleri adına saldırmak üzere gelişlerinin birinci yılında, 1914’te başlayan 1. Dünya Savaşı’nda savaşan tüm ANZAC askerleri için bir anıt dikilmesi amacı ile bağış toplanmaya başlıyor. Anıt 1934 yılında açılıyor. Daire şeklinde sayılabilecek anıtın orta bölümü boş. Giriş yapılan kat “Hatıra Salonu” ndan  (Hall of Memory)   ortadaki boşluğa “Tefekkür Kuyusu”ndan (Well of Contemplation)” bakıldığında merdiven ile inilen  “Sessizlik Salonu”nda (Hall of Silence) “feda” adlı heykel görünüyor.(1)

“Heykel, bir kalkan ve kılıç üzerinde yatan genç bir Anzac askeri üzerinden cesaret, metanet ve fedakarlığı sembolize ediyor.Kalkanın altında destek veren 3 kadın,1 çocuk da annesi, kızkardeşi, eşi ve çocuğunu temsil ediyor. Çocuk aynı zamanda gelecek kuşakları da temsil etmekte… Bir boşluğun içinden bakılacak şekilde tasarlanmış olması ise ziyaretçilerin feda heykelini görmek için  “Hatıra Salonu”na gayyriihtiyari başlarını eğerek giriyor olmalarını amaçlıyor.”(2)

Sessizlik Salonu’nun (Hall of Silence) duvarları çepeçevre Avustralya Emperyal Kuvvetler ordusunun (Australian Imperial Force-AIF) savaştığı yerleri listeliyor. Ne acıdır ki neredeyse dünyanın yarısı… (Avustralya Emperyal Kuvvetler ordusu 1 ve 2. Dünya Savaşlarında Britanya adına savaşan gönüllülerden oluşan  ordu).

Kubbe altı, tavan Washington’daki anıtta bulunan aynı yıldızlarla süslü; her biri 1. Dünya Savaşına bulunmuş  kadın ve erkeleri temsil eden 120.000 yıldız...(1)

(1)http://rslnsw.org.au/commemoration/memorials/anzac/detailed/the-sacrifice

(2) http://www.anzacmemorial.nsw.gov.au/history/description-of-the-memorial/

Alt kattaki küçük sergide tüm bu savaşlara katılanlardankalan bazı eşyalar, savaşlar hakında bilgiler hem video kayıtları olarak hem fotoğraf , belge olarak sergileniyor. Epeyce takıldığımızı farkeden görevli sona doğru yanımıza yaklaşıp sormak istediğimiz bir şey olup olmadığını sordu. Türk olduğumuzu öğrenince gözleri parladı ve memnuniyetini dile getiren sözler söyleyerek bize bir takvim hediye etti:)

Anıttan çıkıp akşam yemeği için Çin Mahallesi’ni planlıyoruz ancak bendeniz bir türlü yer seçemeyince soluğu yine Darling Harbour’da Baia adlı bir İtalyan restoranında alıyoruz:) Early bird saatini yakalamışız yine; ne güzel.

Yemeğin ardından otele dönmemiz gerek; ertesi gün dönüş günü; bavulu toplamak lazım. Dükkanları kapanmış Queen Victoria Buıilding’den Town Hall durağına geçeceğiz. QVB’de geçen gün başladıkları dev çam ağacı süslemeleri bitmiş.  Herkesin ilgi odağı olmaya başlamış.